Lise mezunlarına ‘yapay zeka ehliyeti’
Türk Eğitim Derneği’nin düşünce kuruluşu TEDMEM, yapay zekânın eğitimdeki ve toplumdaki dönüştürücü gücünün mercek altına alındığı “Eğitimde Yapay Zekâ: Küresel Eğilimler ve Türkiye için Politika Önerileri” başlıklı bir rapor yayınladı. Raporda, gençlerin yapay zekâ araçlarına sorgulamadan inandığı belirtilerek bazılarının ise çağın bu yeni teknolojisiyle duygusal bağ kurma eğiliminde olduğuna dikkat çekildi. Eğitim sisteminde yapay zeka kullanımının da değerlendirildiği raporda konuya ilişkin somut politika önerileri sunuluyor.
YAPAY ZEKA KULLANIMI YETERLİLİK İSTİYOR
TEDMEM raporu17-27 yaş arasındaki gençlerin yarısının yapay zekânın sınırlılıklarını eleştirel biçimde değerlendirmekte zorlandığını, yüzde 61’inin ise yapay zekânın uydurduğu bilgiyi ayırt edemediğini ortaya koyuyor ve öğrencilerin sistematik bir rehberliğe ihtiyaç duyduğunu belirtiyor. Raporda, yapay zekâ okuryazarlığı programlarının gerekli bilgi ve becerileri kazandırabileceği ancak bunun tek başına güvenli kullanım davranışı oluşturmak için yeterli olmadığı vurgulanıyor. Nasıl araç kullanmak teknik beceri kadar dikkat ve sorumluluk gerektiriyorsa, yapay zekâ kullanımı da benzer bir yeterlik düzeyi gerektiriyor. Bu doğrultuda TEDMEM, yapay zekâ okuryazarlığı kazanmış ve bu teknolojiyi yaşamında güvenli, etik ve öz denetimli şekilde kullanabilen bireylere lise sonunda “Yapay Zekâ Ehliyeti” verilmesini öneriyor.
ÜÇ HALKALI BİR YAPI
Konunun sadece öğrencilerle sınırlı olmadığının vurgulandığı raporda birbirini tamamlayan üç halkalı bir yapıdan bahsediliyor. Birinci halka, yapay zekâyı güvenle kullanabilmesi beklenen öğrenciler. İkinci halka, bu yetkinliği kazandıracak donanıma sahip olması gereken öğretmenler ve okul yöneticileri. Üçüncü halka, alanı ileriye taşıyacak uzmanlığı üretecek üniversiteler ve akademisyenler. Rapora göre bu halkalardan biri eksik kaldığında zincir tamamlanmıyor. Ayrıca yapay zekâ okuryazarlığının geliştirilmesinde matematiksel temelin önemine dikkat çekilerek, müfredattan çıkarılan lineer cebirin temel kavramlarına özellikle yapay zekâ ve STEM alanlarına yönelecek öğrenciler için ortaöğretim programlarında yeniden yer verilmesi gerektiği ifade ediliyor.
DUYGUSAL DESTEĞİ YAPAY ZEKADAN ALIYORLAR
Türkiye’deki gençler yapay zekâyı sadece ödev yapmak veya sunum hazırlamak gibi akademik amaçlar için değil; dertleşmek, kaygı ve üzüntülerini paylaşmak için de kullanıyor. Raporda, Türkiye’de yapay zekâ kullanan her 10 kişiden 4’ünün 25 yaşın altında olduğu vurgulanırken, gençlerin duygusal destek için yapay zekâya yönelmesinin yarattığı risklere de dikkat çekiliyor. TEDMEM’in atıfta bulunduğu uluslararası araştırmalara göre kendilerini üzgün, sinirli ya da kaygılı hissettiklerinede yapay zeka sohbet robotlarına başvuran gençlerin sayısı her geçen yıl artıyor. Ayrıca gençlerin yüzde 63’ü bu kullanımı hiç kimseyle paylaşmıyor.
EV ÖDEVİ YERİNE MÜNAZARA
Yapay zekâ çağında ödev merkezli geleneksel yaklaşımların öğrencileri değerlendirmede yetersiz kaldığını belirten raporda; ev ödevlerinin azaltılması, yazma etkinliklerinin sınıfta gerçekleştirilmesi, sözlü anlatım ve münazaraların değerlendirmedeki payının artırılması önerisi öne çıkıyor. Bu tür düzenlemelerin etkili olabilmesinin ise insani boşluğun kapatılmasına bağlı olduğuna dikkat çekiliyor. Okul psikolojik danışmanlığına erişimin sınırlı olduğu bir ortamda gençlerin en hızlı ulaştığı muhatabın çoğu zaman yapay zekâ olduğu belirtilen raporda, gençlere makine yerine insanı erişilebilir kılmadan ve sosyal destek sunmadan getirilecek sınırlamaların etkili olmasının beklenemeyeceği vurgulanıyor.
BAŞARI PROGRAM SAYISIYLA SINIRLI DEĞİL
Türkiye, bilişim alanında ön lisans mezun sayısında dünyada üçüncü sırada yer alırken, yüksek lisans ve doktora düzeyinde ilk 15 ülke arasına girebilmiş değil. Raporda, 33 üniversitede açılan Yapay Zekâ lisans programlarında görev yapan 221 öğretim elemanı olduğu ve bunların sadece 26’sının profesör olduğu tespiti yapılıyor. Raporda, yapay zekâ dönüşümünün başarısının nihayetinde insan kaynağına bağlı olduğuna dikkat çekiliyor ve yükseköğretim politikalarının başarısının yalnızca açılan program sayısıyla değil, bu programlarda görev alan akademisyenlerin yetkinlikleri ve bu yetkinlikleri geliştirmeye yönelik kurumsal kapasiteyle birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
DÜNYADA TEK BİR REÇETE YOK
TEDMEM raporu, ülkelerin yapay zekâyı eğitime entegre ederken tek bir doğru modelle değil, kendi toplumsal koşullarına göre birbirinden farklı stratejilerle hareket ettiğini ortaya koyuyor. Buna göre Çin, yapay zekâ okuryazarlığını erken yaşlardan itibaren müfredata dahil ediyor. ABD, girişimcilik ekosistemi ve özel sektör öncülüğünde ilerleyen bir model benimsiyor. Yaşlanan demografik yapısıyla yüzleşen Japonya, teknolojiyi öğretmen açığını azaltmak amacıyla kullanırken; geniş nüfusa sahip Hindistan ise bölgesel erişim sorunlarını azaltmak için düşük maliyetli dijital platformlara öncelik veriyor.
ÖNE ÇIKAN DİĞER ÖNERİLER
TEDMEM raporunda öne çıkan diğer öneriler ise şöyle sıralanıyor:
* Yapay zekâ araçlarının kullanımına ilişkin yaş ve gelişim düzeyine dayalı açık ve bağlayıcı bir ulusal çerçeve oluşturulmalı.
* Özel yetenekli ve özel eğitim gereksinimi bulunan öğrenciler için teknoloji odaklı değil, ihtiyaç odaklı bir yaklaşım benimsenmeli.
* Öğretmen yetiştirme programları, adaylara yapay zekâ yeterlikleri kazandıracak biçimde gözden geçirilmeli.
* Öğretmenlerin yapay zekâ yeterlikleri; sürekli mesleki gelişim, kariyer evrelerine uygun uygulama temelli öğrenme ve yeterlik çerçeveleri temelinde güçlendirilmeli.
* Yapay zekâ destekli ölçme ve değerlendirme yararlı olabilir. Ancak bu süreç öğretmen kontrolünde yürütülmeli.
The post Lise mezunlarına ‘yapay zeka ehliyeti’ first appeared on .